1 2 3 4 5 Bu kodu kullana

18 Ekim 2017 Çarşamba

19. Gün. Değişik Bir Şey Yok.



                 Sakin sakin yaşadığım güneşli güzel bir gündü bugün. Kaç gündür alamadığım tahlillerimin neticesini almaya gittim kahvaltıdan sonra. TSH hariç hepsi iyi çıkmış şükür.  İlacımın dozu ayarlandı.

                 Dönüşte bir milyoncuya uğradım. Baktım bir şeyler var mı? Diye. Bir şey almadan çıktım. Eve geldim.  Biraz kitap okudum.  Bir kase ev yoğurdu, bir avuç kuru yemiş bir tane de muz yedim. Öğlen yemeği niyetine.

                 Konca'yla spora gittik.  Kendimi yorgun hissetmeme rağmen sporumu yaptım neyse.

                 Eve gelince makinaya çamaşır attım. Laptopu açtım blogları okudum biraz.  Facebook a baktım. Akşam yemeği zamanı geldi. Dünden kalan bir şeyler vardı. Onları yedik.

                 Şimdi dizi seyredeceğim.

               

17 Ekim 2017 Salı

18. Gün. Ankara'dan Deniz Gelmiş.



             Bu sabah 8:30 a ayarlamıştım alarmı. Denizciğim gelecekti çünkü.  Kahvaltıdan sonra ortalığı toparladım ve hemen  girdim mutfağa.

             Enginar pişirdim. Akşamdan börülce ıslatmıştım. Güzel bir salata yaptım ondan. Patlıcan kızarttım. Üstüne domates sosu hazırladım. Kuru domatesleri haşlayıp salata yaptım. Ben çok severim kuru domatesi. En son rokalı kıvırcıklı salata yaptım. İş palamutları kızartmaya kaldı. Tiramisu akşamdan yapılmış dolapta beklemekte.

            Ne güzel şey insanın kırk yıllık arkadaşıyla oturup sohbet etmesi. Konuşacak ne çok şey var. Kah ayrı geçen günleri anlatmak, kah geçmişi yad etmek. Bir yandan yemek yedik bir yandan sohbet ettik. Zamanın geçip gidişini anlayamadık.

            Akşam oldu Denizciğim kalktı. Konca onu bıraktı. Ben de masayı, sağı solu toparladım. Soyunup dökünüp akşam rutinime giriş yaptım.

            Laptopum elimde, kitabım yanımda. Böyle işte.

         

16 Ekim 2017 Pazartesi

17.Gün. Baş Ağrısı.



             Sabah kalktığım da baş ağrısı benimleydi. Gün boyu beni bırakmadı. Ama beni öyle yerden yere vuran bir ağrı değildi. Sinsi sinsi oyup duruyordu başımı. Ağrı kesici almadım. Şu saatlerde yerini hafif bir sersemliğe bırakıp gitti gibi.

             Kahvaltı faslından sonra fırında patatesli tavuk pişirdim akşama. Dünden pilav da vardı.

            Bugün spor günümdü. Gidip gitmemek konusunda kararsız kaldım. Başım ağrıyor, halsiz ve keyifsizdim.

             Evde oturunca daha kötü olacağıma karar verdim ve gittim. İyi geldi spor. Açıldım sanki.

             Eve geldim baktım kimse yok. Bir kaç arkadaşımla telefon görüşmesi yaptım. Ankara'dan gelen bir arkadaşımı yarın öğle yemeğine davet ettim.  Fırında balık, enginar, börülce salatası ve közlenmiş patlıcan salatası yapacağım.

            Biraz sonra mutfağa girip tiramisu yapacağım yarına.

15 Ekim 2017 Pazar

16.Gün. Saat 18:18



                      Biraz önce saate bakayım dedim. Saat 18:18  Gülümsedim. An'ı özel kıldı bu 18:18 ve an'a odaklandım. Kitabıma, elimdeki kadehime baktım öyle.

                      16. günü yazayım dedim. Güzel bir müzik açtım.



                   Bugün yorucu bir gündü. Sabah keyfini yaptım önce. Bardak bardak çayımı içtim. Biraz limon ağacımla ilgilendim. Bitki biti musallat olmuş. Kağıt havluyu ıslatıp tek tek temizledim. Diğer çiçekleri suladım. Sarmaşığın sararıp solmuş yaprakları düşmüş balkona. Süpürdüm onları.

                   Ve günün etkinliği temizliğe giriştim.  Sildim, süpürdüm, toz aldım, salondaki halıları sildim ve banyoyu temizledim.

                    Ben bunları yaparken Konca ne yaptı dersiniz?. Ben içerieri hallederken o salonda kanepede yattı. Sonra ben salona gelince "Hadi sen biraz yatak odasna git ." Dedim. Suratını asa asa gitti.  Ay! çok rahatsız oldu canım.

                    Neyse her yer cillop gibi oldu. Bu arada pilav yaptım. Bir de buzluktan köfte indireceğim akşama. Çamaşırlar yıkandı asıldı balkona.

                     Giyindim makyajımı yaptım. Hiç üşenmem, yaparım makyajımı. Çıktım dışarı. Bankamatikten para çektim. Sonra markete girdim. Beyaz şarap, muz, üzüm, çikolata, patates ve soğan aldım. Poşetleri dengeli bir şekilde doldurdum.

                     Eve doğru yokuş yukarı çıkarken arkamdan bir hanım. "Sizinki tam spor. Hem ağırlık hem yokuş." Diye laf attı. O da yürüyüşten dönüyordu sanırım; üzerinde eşofmanla.

                     Akşam bloglar okunacak ve dizi seyredilecek. Polar pijamalar giyilecek. "İyi ki makyajımı temizlemişim" diye sevinilecek.

                     Ve cup yatağa...

14 Ekim 2017 Cumartesi

15. Gün. Alışveriş



                    Bugün sakin, hoş bir gündü. Sabah kalktığımda yağmur yağdığını fark edince hemen balkona koşup dün astığım çamaşırları topladım. Biraz ıslanmışlar.

                    Yatağı düzelttikten sonra mutfağa geçip kahvaltı hazırladım. Böylece her zamanki gibi bir güne başlamış oldum.

                    Çayımı gazetemi alıp koltuğuma oturmuştum ki telefonum çaldı. Arayan Kızgül.  "Anne İkea'ya gidiyoruz. Hazırlan seni de alacağız." dedi. Bugün temizlik falan yapacaktım ama "Tamam" dedim. Temizliği de yarın yaparım.

                     İkea'da dolaştık uzun uzun. Kızgüller  kitaplık baktı. Ben de ıvır zıvır bir şeyler aldım.  Koltuk, kanepe kenarına konulan ve sehpa görevi gören bir şey,  kokulu kurutulmuş çiçek, birkaç tane mum, iki tane büyük şarap kadehi aldım.

                     Bir şeyler yemek üzere kafeye oturduk. Acıkmış ve yorulmuşuz. Yemeğimizi yedik ve biraz daha dolaştıktan sonra artık eve dönelim  dedik ve yola koyulduk.

                      Bize geldik. Kızgül çay demledi. Oturduk öyle. Herkes cep telefonunu kurcaladı biraz.  Dışardan bir şeyler söyledik. Sonra onlar evlerine gitti. Ben de köşeme kuruldum.

                      Başlasın akşam rutinim.

13 Ekim 2017 Cuma

14.Gün. Çiçeklerim




                    Bugün çiçeklerimi göstereyim size biraz.  Bunlar salonda duruyor. Ev küçük olduğu için bu kadarcık.



                 Bu güzel de çekirdekten yetiştirdiğim limon ağacım. Mutfakta  ikamet ediyor kendileri. Yalnız biraz sorunlu. Yapraklarında yapışkan bir sıvı oluşuyor. Bir tür mantar herhalde. Arap sabunlu suyla yıkıyorum ara sıra. Sanki biraz iyi geliyor gibi. İnşallah kurtulur bu dertten.



                     Balkonuma sonbahar gelmiş. Burada çekirdekten yetişme yeni dünya ve avokado,nane, biber, sardunyalar, aslan ağzı ve kadife çiçeği var. Minicik balkona ne çok bitki sığdırmışız. Küçük de olsa bize bahçe zevki tattırıyor.

                      Bugün yaptıklarıma gelince... Evi toparladıktan sonra mutfağa girdim. Konca'nın ayıkladığı barbunyayı pişirdim. Ispanağı ayıkladım ve foşur foşur yıkadım. Onu da kıymalı pişirdim. Artık ıspanağı yarım kilodan pişiriyorum. Bir öğünlük oluyor. Bana da kolaylık hem. Yıkaması ayıklaması dert çünkü.

                     Öğlen yoğurdumu, kuru ve yaş meyvelerimi yedim ve doğru spora. Pazartesi, çarşamba ve cuma spor salonuna gidiyorum. Diğer günler ev işi yapmamışsam  hafif egzersizler yapıyorum.

                     Spor dönüşü kuaföre uğrayıp fön çektirdim.

                     Eve gelince Milena'ya Mektuplar ı okudum biraz. Sonra annemin yabancı yardımcısının aylık sigorta işlerini hallettim internetten.

                     Pijamalarımı ve kalın hırkamı giydim, ayaklarımı pilates topuma uzattım. Kucağımda laptop dizi izleyeceğim.

                     Güzel geceler hepinize.

12 Ekim 2017 Perşembe

13. Gün. Kitap, Egzersiz, Dizi.



                 Elimdeki Orhan Pamuk'un Sessiz Ev kitabını bitirdim nihayet ve yeni kitabım Milena'ya  Mektuplar a başladım.

                  Bu sabah  dik duruş için egzersiz yaptım biraz. Yaş ilerledikçe yer çekimi bedeni öne doğru eğiyor. Dik durabilmek çok önemli.




         
            Akşam için köfte yoğurdum. Bir kısmını buzluğa kaldırdım. Çok iyi oluyor. Sıkışınca oradan indiriveriyorum ve buzlu buzlu tavaya atıyorum.

            Öğleden sonra Kızgül'e uğradım. Perşembeleri evde oluyor. Kahvelerimizi içerken biraz dedikodu yaptık ana kız. Sonra pazara gidip dolaştık biraz.  Yeşillik, dolmalık biber ve ıspanak aldım. Eve gelip aldıklarımı yerleştirdim.

            Leylak Dalı'nın izlediği İstanbullu Gelin dizisine başladım. Her gün bir bölüm izliyorum.

            Akşamları sizde üşüyor musunuz?  Eski ve çok kalın bir hırkam var. Onu giyıyorum pijamanın üstüne. Bu hırka beni ısıtıyor ve mutlu ediyor.