1 2 3 4 5 Bu kodu kullana

30 Aralık 2017 Cumartesi

Yıl Biterken.



             2017 nin sonlarındayız. Öyle böyle geçti gitti tüm geçen yıllar gibi. Bazı yıllar çok zor, bazı yıllar daha güzel. Biliyoruz ki hiç bir şey sonsuz değil. Acılar sonsuz değil, mutluluklar sonsuz değil, ağlamak sonsuz değil, gülmek sonsuz değil, çaresizlik sonsuz değil...

             Her yeni yıla umutla başlarım.  Bu umut beni coşturur. Yarın çocuklarımı çağırdım. Birlikte karşılayacağız yen yılı.

             Diliyorum ki ülkem, çocuklarım, kendim ve tüm dostlarım için huzurlu güvenli mutlu bir yıl olur.

             İyi seneler...

           

22 Aralık 2017 Cuma

Yağmur Yağıyordu...



                Spor salonundan çıkmıştım yorgun. Yağmur yağıyor baktım İstanbul'a. Kapşonumu geçirdim başıma. Yürüdüm durağa doğru. Hafif hafif ıslanarak.  Bindim minübüse bir durak sonra indim. Yürüdüm yine evime doğru.  Yağmurun kokusunu içime çekerek.

                Carrefour'a uğradım. Kendime iki bira ve çikolata aldım. Eve geldim. Oğul gelmiş baktım. Bugün boş günüymüş. Bana bambu getirmiş. Sevindim. Konuştuk öyle. İyilermiş. Her şey yolundaymış. Yılbaşında Küçükkuyu'ya gideceklermiş. Bize Kızgül gelir belki. Eski yılı uğurlarız birlikte. Yeni yılı karşılarız..

                Hayat öyle devam eder gider...

26 Kasım 2017 Pazar

Çekirdek Çitlerken.



                 Çocuklar Duymasın'ı açmışım. Çekirdek kavonozumu almışım önüme. Bir yandan bakıyorum televizyona, bir yandan yazıyorum. Bir yandan da çıtlıyorum. Oh! huzur.

                 Şarabımı içmişim, yemeğimi yemişim. İşlerimi dersen bitirmişim.

                 Akşamdan incikleri düdüklüye atmış ve üç saat pişirmiştim. Sabah kahvaltıdan sonra suyunu süzdürüp bir kısmını buzluğa attım. Bir kısmından da çorba yapacağım. Kolojen deposu. Kemiklerim ve cildim bayram yapsın. Ayda bir yapıyorum. Sonra etlerini ayırdım. Etli patates yemeği yaptım ve yanına şehriyeli tereyağlı pilav.

                 Sonra Konca'ya teklif götürdüm. "Evi temizleyelim mi? Spor olur."  Aaaa! Hayret kabul etti. Ben camlara giriştim. O süpürdü. Sonra yerler silindi. O banyoya ben mutfağa giriştim. Veee ev tertemiz oldu. Yaşasın! Yarın spordan başka yapmam gereken bir şey  yok. Oh! Huzur.

                 Çocuklar çaya geldi sonra. Oğlum ve gelinim.Oturup sohbet edip çay içtik. Çayın yanına bir şey yoktu. Kaşarlı pide söyliyelim dedim. Geç yemek yemişler istemediler.

                  Böyle işte.

18 Kasım 2017 Cumartesi

Evi Özlemişim.



                Ben bir yerden gelince ilk iş yatağı, örtüsü dahil değiştirip makinaya atarım. Sonra düzeni oturtmaya başlarım.  Ankara'dan yeni geldim ya.

               Haliyle her şeyin yeri değişmiş oluyor.  Yıkanan bulaşıklar çamaşırlar  farklı yerlere konulmuş oluyor. Hatta perdeler bile bir tuhaf duruyor. Neyse düzeni eski haline getirdim gibi.

                Cuma günü epeydir ara verdiğim sporuma başladım. Biraz zorlandım. Tembelliğe iyi alışmışım.

                Sabah kalktığım da yatak odasının tavanında sivri sinekler gördüm. Bıktım bunlardan. Hala bu mevsimde ortalıkta geziyorlar. Sabah sabah elektrik süpürgesini çıkarıp bir güzel çektim onları.

                Kahvaltıdan sonra annemi aradım. İyiymiş. Makinaya çamaşır attım. Kuzeni aradım sonra. Bodrumdan gelmiş. Buluştuk öğleden sonra. Kahve içerken konuştuk bol bol.

                Dönüşte sayısal oynadım üç kolon. Alış veriş yaptım.

                Evde nohut ve pilav vardı akşama. Köfte yoğurup buzluğa attım biraz. Akşam için salata yaptım yeşilliklerden.

                Kendime bira açtım. Müzik eşliğinde...

     

28 Ekim 2017 Cumartesi

Genç Kızlığımın Evinde

   
           Ankara'da baba evindeyim. Annemin yardımcısı İamze   memleketine gitti. Dün trene atladım geldim .

            Eve dönmek ne güzel. Huzurla uyumuşum.  Annem Zeytinyağlı dolmaları yapmış yine. Pencereden sonbahar çökmüş arka bahçeyi seyrettim uzun uzun.

            Sabah beni annem uyandırdı. Bu evde öyle kafana göre uyunmaz. Her şeyin saati bellidir. Olsun. Bu evde küçük kız olmak güzel.

             Öğleden sonra yürüyüşe çıktım. 7. Cadde'de yürüdüm. Giyim mağazalarının çoğu kapanmış. Daha çok kafe ağırlıklı olmuş cadde.

              Artık gençliğimin Bahçelisi değil. Geceleri bahçe duvarında oturduğumuz mahallemiz değil.
 
                Annemle çay demledik şimdi. Bu satırları telefonumla yazıyorum. Annem dizi izliyor. Ben de bir yandan yazıyor bir yandan çay içiyorum. Böyle işte.



             

21 Ekim 2017 Cumartesi

Cumartesi ve Şarap Günü



                 Bu kara gözlü Nuri İyem kızı. Bugün  cumartesi ve benim şarap günüm.  Hem de 22. gün bir iki satır yazayım dedim.

                 Açtım youtube dan caz. Bir yandan dinliyorum bir yandan şarabımı yudumluyorum.

                 Evi süpürüp sildim bugün. Oğul uğradı bir ara. Meğer Antalya'da bisikletle kayıt yaptırmaya giderken araba çarpmış ona.  Belek Triatlon' a katılmak için gitmişti eşiyle. Duyunca bir fena oldum. Sapasağlam karşımdaydı ama yine de çok kötü oldum. Ya kötü bir şeyler olsaydı. Neyse ki ufak tefek şeylerle ucuz atlatmış. Şükürler olsun.Bu ara bizim üzerimizde bir şeyler var.

                Konca'yla da biraz limoniyiz. Motor çalındığından beri bana sarıyor. Sanki ben çaldırdım.

                Neyse çıktım sahile yürüdüm. Deniz, tekneler, iyot kokusu iyi geldi. Cebimden müziğimi de açtım.

                 Eve geldim. Sabah barbunya ve bulgur pilavı yapmıştım. Yanına marketten iki dilim ızgaralık kontrfile almıştım.

                 Akşam keyfi yani.

20 Ekim 2017 Cuma

21. Gün. Son Gün.



                    Ve  sonunda 21. güne ulaştık.  Akşam yemeğimizi yedik ve köşelerimize çekildik.

                     Bugün de her zamanki gibi geçti. Spora gittim. Eve gelince internetten kitap siparişi verdim. Kitaplarımı merak edersiniz şimdi. Birinci sırada sevgili Nurşen'in yazdığı ve benim merakla beklediğim kitap.

                   Hemen gelse de okusam diyorum.  Diğer kitap  Paul Auster'in 4321 isimli romanı. Bir de Selim İleri'nin  Her Gece Bodrum'u. Okumakta olduğum Milena'ya Mektuplar pek sarmadı beni. Yarım bırakacağım galiba.

                   Votka Limon adlı, karlı bir kasabada geçen bir film izledim. Pek beğendiğimi söyleyemem.

                   Şimdi blogları okuyacağım. Biraz da internette dolaşırım. Gün biter.